Polat Doğru

Ben Polat Doğru. 1974 yılında Hatay / Antakya’da doğdum. Çok kültürlü bir ortamda çok şanslı bir çocukluk geçirdim. Bir kısmı hayatta bir kısmını rahmetle andığım aile büyüklerimle keyifli, sevgi dolu günlerim oldu.

Annem öğretmen, babam hakimdi ve bu nedenle Türkiye’nin her yerinde büyüdüm. Kendimle ilgili en temel söyleyebileceğim şey hep iyi bir öğrenci olduğumdu. Halen de öyledir ben öğrenci olmayı, öğrenmeyi seviyorum. Tayinler nedeni ile 2 yılda bir değişen okullar ile ilkokulu şimdi Osmaniye’ye, o zamanlar Adana’ya bağlı Kadirli’de tamamladım.

Ailem, benim için iyi olacağını düşünerek ama her anlamda çok zor bir karar vererek beni ilkokul sonrasında yatılı bir okula İzmir’e (İzmir Özel Türk Koleji) gönderdi. Kendilerine bu zor karar ve peşinden gelen tüm sorumluluklar için müteşekkirim. Dört yıllık yatılı okul maceram, ailemin bölgeye (Çeşme’ye) taşınması ile benim bir başka okula (İzmir 60. Yıl Anadolu Lisesi) gündüzlü olarak geçişim ile bitti. Okulda rekabet üst düzeydi, ben iyi öğrenciydim ve çalışkandım ancak herkes de öyleydi. Bunun sonucu olarak çalışmayı hiç bırakamadım.

Benim zamanımda “iyi” öğrenciler genelde matematik alanında devam eder ve doktor ya da mühendis olurlardı. Benim içinde durum farklı olmadı. Ailede çok doktor oluşu, ergenlik çağında çocuğa söylenenin tersini yapma eğilimi nedeni ile ben hiç tıp tercihi yapmadım. İTÜ Gemi İnşaat Mühendisliği kazandım. İyi bir derece ile okula girdim, İngilizce düzeyim yeterli kriteri sağladığı için hazırlık sınıfı atladım ve hayata atılmadan önce son dört yıl olduğunu düşündüğüm eğitimime başladım. Okulun ikinci ayında bir teknik gezi için bizi tersaneye götürdükleri zaman kapıda ömrümün kalanı geçireceğim yeri ilk kez gördüm ve bunu istemediğimi anladım. Hayatımın en önemli anlarından biriydi ve devamında bu konu üstüne çok daha fazla emek vermem gerekti. Dünyanın en önemli iki sorusu ile o dönemde karşılaştım; “Ben kimim? Kim olmak istiyorum?”. İşin daha da acı tarafı bu sorulara yanıt vermesi gereken kişinin de ben olduğu ilk kez fark ettim. Önce okulu bırakmak istedim ancak ne istediğimi bilmediğim için bu da pek akıllıca bir karar olmayacaktı. Ben de bir yandan okurken bir yandan da kendimi anlamaya emek vermeye başladım. Bunu yaparken de okumaya çok zaman ayırdım.

Okurken aradığım şey beni heyecanlandıracak bir alan keşfetmek idi. Zamanla şu an içinde emek verdiğim davranış bilimleri alanını keşfettim. Kendi çabalarımlar okuyup gelişerek okulöncesi alanında danışmanlık hizmeti veren bir kurumda çalışmaya başladım. Aynı kurum yıllar içinde bana seminerler verme imkanı da getirdi. Bu seminerlerin birinde TRT yöneticilerinden biri ile tanışıp çocuk programları alanında danışman olarak çalışmaya başlamam ile başka bir sektör ile de tanışmış oldum.

Asker sonrası bir TV programı yapmak için tanıştığım Doğan Cüceloğlu’nun ekibinde görev almaya başlamam ile hayatım benim çok mutlu edecek bir şekilde değişti. 2001 yılında bu yana bu ekipte yer almanın bana kattıkları için ömrüm boyunca müteşekkir olacağım.

Zaman içinde TV programları yapar, seminerler, eğitimler verir, kitap yazar hale geldim. Bugün çok sevdiğim bir işi çok büyük keyifle yapıyorum. Anne-babalara, öğretmenlere, öğrencilere, çalışanlara, yöneticilere ve işadamlarına çeşitli vesileler ile ulaşarak ülkemi her yerinde tüm insan yelpazesini görme tanıma şansım oluyor. Bu temel nedenlerle de kendimi bu ülkenin çok şanslı çocuklarından biri olarak görüyorum.

Bilgi olsun diye paylaşma ihtiyacındayım, Gemi İnşaat mühendisliğini bitirdim. Sosyoloji alanında da yüksek lisans eğitimi aldım.

Yaptığım tüm çalışmaların özünde bilimsel ahlakı gözetirken bir yandan yargılamamaya ve insanların tüm iyi niyetlerine rağmen çeşitli nedenlerle hata yapmaya yatkın olduklarını göz önünde tutmaya özen gösteriyorum.

Hayatımı çok zenginleştiren, dostluğu, varlığı bedel biçilemeyecek kadar değerli destekçim, yol arkadaşım, eşim Aslı ve benim en büyük öğretmenlerim, yaşamıma anlam katan Poyraz’ım ve Doğa’m için şükür duygusu içindeyim.

MasterCamp